Ey şair, ufûlünle bu dünyayı denide
Birçok sevinenler de bulunmuş - ne sefalet!
Olsun ne beis var, bugün ey mürde-i zinde
Matemzededir kalbi edep, ruhu fazilet!
Yüksekte ve yüksek sanılan bir nice başlar
Baktıkça — o ulviyet cemiyet ü ferdi
Payınde tutan — paye-i ulvine dönerdi,
Pürhafü serâsime ve kindar ü muhakkar.
Âlemde eğilmek ne imiş? bilmeli cephen...
Şiirin, edebin, doğruluğun hayr ile hüsnün
Pişinde fakat hilkati ulyâ ve nezihen.
Pürvecd ü şegaf secde-i takdise düşerdi..
Mânayi İlâhisi nigâhındaki hüznün
Hep hubbu maaliydi ve hep nefreti şerdi.
Tahkir ile baktın bütün ikbal-i zamana
Her bikese baktıkça fakat boynunu büktün..
Bir parça bulut düşmedi vicdan-ı ziyana
Lâfzın bütün iclâli mealile büyüktün.
İskenderin - üstünde temasil-i bedayi
Giryanı elem, nevhager mâtem ü hicran
Bir hali bükâhiz ü müellimde nümayan —
Sanduka-i zikıymeti, ey şairi mübdî
Şayet sana bir senki mezar olsa sezâvar:
Kabrin ki bugünden bile mihrab-ı eali,
Kabrin ki bugünden daha bir kıble-i ahrar,
Kabrin ki bütün aşk-ı kemalât ile mâlî
Her kalbe yarın — sanma bu ati pek uzaktır,
Bir kâbe ve bir mâbed-i tekrim olacaktır!
Faik Ali Ozansoy